TRT World Forum’da enerji güvenliği ve krizlerin küresel etkileri ele alındı – Kıbrıs Gazetesi
Türkiye Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, Türkiye’nin finansal, savunma, diplomatik ve arabuluculuk kabiliyetleriyle Orta Doğu, Orta Asya ve Hazar bölgesinde enerji merkezi olma hedefini ortaya koyduğunu belirtti. Panelde Avrupa’nın enerji bağımlılığı, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın etkileri ve yenilenebilir enerjiye geçiş de değerlendirildi.
İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum kapsamında, küresel enerji krizleri ve enerji güvenliğinin geleceği ele alındı.
İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forum çerçevesinde, TRT World sunucusu Matthew Moore’un moderatörlüğünde “Enerji Krizlerinin Artçı Sarsıntıları: Baskı Altındaki Kurumlar” başlıklı panel düzenlendi.
Panelde konuşan Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, Türkiye’nin önemli enerji transit ülkelerinden biri olduğunu belirterek, enerji köprüsü konumundan uluslararası bir enerji merkezine dönüşmeyi hedeflediğini söyledi.
Enerji akışının kısıtlanmasının yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa ve diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğine dikkati çeken Köse, Türkiye’nin enerji ve ticaret yollarını koruyabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.
Rusya ve Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere tüm ortaklarla iyi ilişkiler sürdürmeye çalıştıklarını kaydeden Köse, “Bizim için en önemli şey barışın sağlanmasıdır. Sınırlarımızdan enerjinin geçmesine ihtiyacımız var.” dedi.
Türkiye’nin boru hatlarını ve enerji güzergâhlarını güvence altına alabilecek imkânlara sahip olduğunu belirten Köse, diplomatik ve arabuluculuk kabiliyetlerinin de bu süreçte önemli rol oynadığını vurguladı.
Köse, “Finansal, savunma, diplomatik ve arabuluculuk kabiliyetlerimizle Orta Doğu, Orta Asya ve Hazar ülkelerine burada gerçek bir enerji merkezini hayata geçirme niyetinde olduğumuzu gösteriyoruz. Bütün bunlar farklı yetkinlikler gerektiriyor ve Türkiye tüm bu alanlarda yatırım yaparak başarısını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.
Avrupa’nın enerji ithalatı maliyetleri gündeme geldi
Eski Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson da Avrupa ülkelerinin fosil yakıtlarda büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna işaret ederek, küresel fiyat dalgalanmalarının Avrupa ekonomisine ağır maliyetler getirdiğini söyledi.
Simson, Avrupalıların bu yıl aynı miktardaki fosil yakıtı temin etmek için 150 milyar avronun üzerinde ek ödeme yaptığını belirtti. 2022 yılında ise Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaş ve doğal gaz arzını kesmesi nedeniyle Avrupa’nın enerji ithalatı için 600 milyar avroyu aşkın ödeme yaptığını hatırlattı.
Avrupa’nın alternatif enerji kaynaklarına yönelme sürecinde Türkiye’nin önemli rol üstlendiğini vurgulayan Simson, Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıran Güney Gaz Koridoru’nun kısa sürede yüksek kapasiteye ulaştığını ifade etti.
Rusya’dan sağlanan doğal gazın yerine başka bir üreticinin tek başına geçemediğini belirten Simson, Avrupa’nın enerji açığını kapatmak için yenilenebilir kaynaklara yöneldiğini kaydetti.
Rüzgâr ve güneş enerjisinde önemli kapasite artışı sağlandığını aktaran Simson, bu kaynakların elektrik üretiminde fosil yakıtlara bağımlılığı azalttığını söyledi.
Moldova, Rus gazına bağımlılığını sıfırladı
Eski Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ile Avrupa Entegrasyonu Bakanı Nicu Popescu ise Rusya-Ukrayna Savaşı öncesinde de ciddi enerji sorunları yaşayan Moldova’nın, 2022’de doğal gaz arzının kesilmesiyle yeni bir süreçten geçtiğini anlattı.
Moldova’nın Rus gazına yüzde 100 olan bağımlılığını 2-2,5 yıl içerisinde sıfıra indirdiğini belirten Popescu, elektrik alanında da Avrupa şebekesine geçiş yaptıklarını söyledi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdıklarını ifade eden Popescu, “3 yıl içinde yenilenebilir elektrik oranımızı yüzde 3’ten yüzde 30’a çıkardık.” dedi.
Türkiye’nin arabuluculuk rolüne dikkat çekildi
Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi Uluslararası Güvenlik Diyaloğu Departmanı Direktörü Alexandra Matas da enerji ile jeopolitik arasındaki ilişkiye değinerek, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde diplomasinin yeterince ön plana çıkarılmadığını belirtti.
Diplomasinin yalnızca dost ülkelerle değil, karşıt taraflarla da diyalog kurmayı gerektirdiğini vurgulayan Matas, devletlerin diplomatik müzakere kanallarını daha etkin kullanması gerektiğini ifade etti.
Matas, arabuluculuk çalışmalarında Türkiye gibi yeni aktörlerin rolünün artmasını ve gayriresmî diplomasi kanallarının daha fazla kullanılmasını olumlu gelişmeler olarak değerlendirdi.

















