MİA’dan İsrail’in yayılmacılık politikalarına ilişkin rapor – Kıbrıs Gazetesi

MİA’dan İsrail’in yayılmacılık politikalarına ilişkin rapor – Kıbrıs Gazetesi
  • 0
  • 23
  • A+
    A-
Karal Digital – Web Tasarım ve Sosyal Medya Yönetimi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ


Türkiye Milli İstihbarat Akademisi, “İsrail Yayılmacılığının Anatomisi” başlıklı raporunu yayımladı.

Raporda; İsrail’in yayılmacılık politikalarının tarihsel, ideolojik, siyasi ve askeri temelleri ile bu politikaların bölgesel güvenlik üzerindeki etkileri ele alındı. Çalışmada; İsrail’in bölgesel hegemonya arayışı, ABD desteğinin rolü ve Türkiye açısından ortaya çıkan riskler ile izlenebilecek stratejiler değerlendirildi.

Karal Digital – Web Tasarım ve Sosyal Medya Yönetimi

– İsrail’in Yayılmacılığı, Güvenlik ve İstikrar Sorunu

Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse; raporun ön sözünde İsrail’in Gazze’de soykırıma ulaşan eylemlerinin, Batı Şeria’da idari ilhaka dönüşen işgalinin ve Lübnan ile Suriye’deki yayılmacılığının küresel ölçekte istikrarsızlığa yol açtığına dikkat çekti. İsrail’in Suriye’den Doğu Akdeniz’e, Kızıldeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan genişleme arayışının ve saldırganlığının, bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözümü fiilen çıkmaza sürüklediğini ifade etti.

Köse, Türkiye’nin kendi güvenlik anlayışının bölge devletlerinin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve kurumsal kapasitesinin güçlenmesine dayandığını; İsrail’in ise çevresindeki aktörlerin zayıf, parçalı ve müdahaleye açık kalması üzerinden güvenlik politikasını şekillendirdiğini belirtti.

Karal Digital – Web Tasarım ve Sosyal Medya Yönetimi

Raporda, Doğu Akdeniz’in rekabetin en kurumsallaşmış sahalarından biri haline geldiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda, İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile geliştirdiği güvenlik, enerji ve siyasi ilişkilerin Türkiye’yi doğrudan çevreleme stratejisine dönüştüğü vurgulandı. Savunma, teknoloji ve bağlantısallık odaklı bu iş birliğinin, BAE ve Hindistan gibi aktörlerin katılımıyla daha geniş bir ağa dönüştüğü aktarılmaktadır. Kurulan bu yapının; Türkiye’nin hareket alanını daraltmayı ve Türkiye ile yakınlaşmayı maliyetli hâle getirmeyi amaçladığı kaydedildi.

– ABD Desteği, İsrail’in Askeri Kapasitesinde Belirleyici

İsrail’in askeri ve teknolojik kapasitesinin, uzak coğrafyalarda operasyon yürütmesine imkan tanıdığı ancak uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir savaşı tek başına sürdürebilecek yeterlilikte olmadığı ifade edildi.

ABD/İsrail-İran Savaşı’nın, İsrail’in askeri kapasitesinin sürdürülebilirliği bakımından ABD’ye olan yapısal bağımlılığını ortaya koyduğu kaydedildi. Bununla birlikte Gazze’deki soykırımın özellikle ABD’deki genç kuşaklarda oluşturduğu tepkilerin, İsrail’e verilen desteğin geleceği açısından belirsizlik yarattığına dikkat çekildi.

– “Terörsüz Bölge” Hedefi İsrail Yayılmacılığına Karşı Stratejik Dayanıklılık Unsuru

Çalışmada, İsrail’in bölgesel müdahale kapasitesinin askeri varlığıyla birlikte bölgedeki toplumsal ve kimlik temelli kırılganlıklardan da beslendiği belirtildi. Bu kapsamda “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” sürecinin Türk, Kürt ve Arap toplumları arasındaki bağları güçlendiren stratejik bir dayanıklılık unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Sürecin, dış aktörlerin etnik farklılıkları müdahale aracına dönüştürmesini zorlaştıracağı ifade edildi.

Çalışmada, Türkiye’nin bölgesel stratejisinde devletlerin kapasitelerinin güçlendirilmesi, egemenlik boşluklarının azaltılması ve bölgesel dayanıklılığın artırılmasının öncelikli olduğu vurgulandı. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreçlerinin, dış aktörlerin etnik ve toplumsal kırılganlıkları müdahale alanına dönüştürmesini zorlaştırdığı belirtildi.

(FG)



Karal Digital – Web Tasarım ve Sosyal Medya Yönetimi
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ